Translate

20 Kasım 2017 Pazartesi

SERTİFİKAMI ALDIM DA GELDİM , SÖZÜMÜ TUTTUM DA GELDİM 😁😁😁

                          Efendim,bugün itıbariyle Almanca B1  sertifikamı almış bulunmaktayım. Hatırlayanlar vardır , üç ayda konuşacağımı , altı ayda da günlük yaşamda Almanca konuşacağımı iddia etmiştim. Kursumuz toplam yedi ay sürdüğü için sertifikamı yedi ayda almış oldum ama altıncı ayda konuşmalarımı Almanca yapıyordum günlük hayatta , yeminlen bak , inanın bana 😂😂😂 Esas büyük sözüm bir yılda Almanlar’la aşık atmak üzerineydi , şimdi kara kara bu sözü nasıl tutacağımı düşünüyorum. Söz çıktı ağızdan bir kere , yapacağım artık , kurtuluş yok 🤗🤗
                          Dikiş odam buz gibi , niyeyse o odaya kalorifer koymamışlar , bir ısıtıcı alacağım ama okuldan vakit ayıramadım alış verişe. Bir yandan okul , bir yandan ev derken dikiş biraz ağır aksak ilerledi. Gerçi bitirmek üzereyim elimdekini. Sizlerden ne haber , henüz bana foto yollayan olmadı. Bu arada Merih’in Atmosferinde blogunun sahibi pamuk kadın Merihimiz bir çanta etkinliği düzenlemiş , hepiniz bir göz atın derim. Hep birlikte neler üretebileceğimize bir bakalım.
                          Bu yayına foto koyamayacağım çünkü ipedden yazıyorum ve ne yazık ki artık mini ipedde Blogger uygulaması çalışmıyor. Yayınımı internet üzerinden yapabiliyorum ve buradan foto yüklemek uzun iş, bugünlük idare edin. Pazenlerinizi bekliyorum.
                          Tchüüss, bis bald...

17 Kasım 2017 Cuma

PAZEN DİKENE BAKLAVA HEDİYE HAANIIIMMM

                          Efendim ; son bir yıldır blogumun boynu biraz bükük kaldı,farkındayım. Blogumla ilgilenemediğim gibi , sizin bloglarınıza da hak ettikleri  ilgiyi gösteremedim. Taşınmak ne kadar zor hepimiz biliyoruz , ben taşınmakla kalmadım , hayatımdaki bir çok aşamayı yeni baştan tekrarladım. Geçtiğimiz son bir yıl içinde yeni baştan ehliyet aldım ( Almanya’da ehliyet almanın ne kadar zor olduğunu bilenler bilir 😊 ) , yaklaşık iki bin soru ezberledim , otuz yıldır var olan araba kullanma alışkanlıklarımı sil baştan değiştirmem gerekti ( ki en zor aşama da buydu , Almanya’da trafiğin işleyişi Türkiye’den çok farklı ). Bu arada Almanca B1 kursumu bitirdim , her gün saatlerce ders çalıştım. Şu sıralarda da Oryantasyon Kursu’nu bitirmek üzereyim. Anlayacağınız hala ders çalışıyorum. Haliyle dikişe çok fazla zaman ayıramıyorum. Bu yüzden de bayağı bir suçluluk hissiyatı içindeyim. Allahtan kasım ayındayız , kasım ayı pazen demek , bundan üç yıl önce bir kasım ayında başlattığım pazen etkinliğinin anlamı çok büyük benim için. Hal böyle olunca etkinliğimize biraz renk biraz tat katayım dedim 😁
                              Oğlum üniversiteye başladı ancak bizden uzakta başka bir şehirde okuyor. Her hafta sonu oğlu eve gelen bir anne olarak cumadan hazırlıklara başlıyorum , klasik Türk annesi anayasasına yürekten bağlıyım yani 😜😜 Bu hafta sonu için ne yapayım diye düşünürken , bir yandan da pazen projemle uğraşıyordum , birden kafamda bir gaz lambası ışıdı. Pazen benim içim köyüm demek , Anadolu demek , sandık kokusu demek , bayram demek , gelenek demek...Bu minvalde kendi iç dünyamda zaman yolculuğuna çıkmış ve dünyayla irtibatımı kesmiş vaziyetteyken ( ki bu durumu sıklıkla yaşadığım için zaman zaman dışarıya hafif zeka özürlü bir görüntü veririm ) gözümün önünden sıra sıra baklavalar geçmeye başladı. Derhal internette güzel bir tarif buldum ve baklavamı pişirdim. Haydi dostlar kasım sonuna kadar fotolarınızı bekliyorum. Projesi yetişmeyen olursa tarihi biraz öteleriz.











Buyrun buyrun , afiyet olsun . Fotolar için mail adresim  drsevdasahin@gmail.com
Kalın sağlıkla...

5 Kasım 2017 Pazar

YAZDAN KALAN BLOGU GÜNEŞ GİBİ YÜREĞİYLE MİNİK AYAKLARI ISITMAK İÇİN SİZİ YARDIMA ÇAĞIRIYOR

Minik Ayaklar Üşümesin

Bitlis'te akşamları hava şimdiden -3 derece oluyormuş. Yatılı bir kasaba okulunda görev yapan bir öğretmen söyledi. "Bina buz gibi, devletin verdiği yakıt az, veliler kendi imkanları ile bir şeyler veriyor ama yetersiz." dedi. Direkt bana söylemedi ben üçüncü şahıs olarak dinledim. Annelerin ördüğü patikler giymekten aşınıyor, çoğunun ucu deliniyormuş. Çocukların çorapları delik, lastik terlikle yatana kadar duruyorlarmış. Hayali bile zor.

Ne yapabiliriz, üzülmekten başka. Çorap! Çocuklar harçlıklarıyla Bitlis'teki akranlarına çorap alabilir. Hem paylaşmayı, yardımlaşmayı öğrenir hem de iyilik yapmanın tadına varırlar. Evet, bütçeyi sarsmayacak ufacık bir hediye. Kalın çoraplar. Toplayabildiğimiz kadar. Evlerinden uzakta olan bu çocukların ayakları üşümesin. Ata'nın sınıfındaki velilere yazdım, şimdilik pek ses veren olmadı. Umarım katılım olur ama burada nicedir etkileşim halinde olduğum insanların el vereceklerine daha çok inanıyorum. 7-13 yaş aralığında kızlar için külotlu, erkekler için diz altı kışlık çoraplara ihtiyacımız var. 600 kişilik bir okul olduğu için bu kampanyanın çok fazla insana ulaşması gerekiyor. Yollamak isteyenler blog adreslerini belirterek, kargo adresi için bana yazabilir. Yollayamayıp gönlü o çocuklarla olanlar da duyurabilirse çok mutlu olurum. 

Paketler okula ulaşınca, fotoğrafları burada yayınlayacağım. Kalbinizin sıcaklığı, çocukları ısıtacak. İyiliğinize ihtiyaçları var. İletişim: durasella@msn.com 

1 Kasım 2017 Çarşamba

ÇİÇEKLER VE KADINLAR / PAZENLERE FISILDAYAN KADINLAR

                            Merhaba ülkemin güzel , yetenekli ve çalışkan kadınları. İlkini 2015 yılında başlattığım Çiçekler ve Kadınlar / Pazenlere Fısıldayan Kadınlar etkinliğinin 4. sünü başlatmaya var mısınız? Geçen sene benim yokluğumda etkinliğimizi sevgili Ornitorenk Hand Made - Gonca Ceylan Dikici başarıyla yürütmüştü. Kendisini ikinci etkinliğimizde de , Diktim Diktim Giydim - Nuray öğretmenimizle birlikte ,etkinlik annemizdi zaten. Pazen - divitin deyince , Gonca ve Nuray olmadan olmaz değil mi? Kendilerine hiç sormadan , bu sene de, her ikisini de etkinlik annesi ilan ediyorum tekrar 😍
                            Efendim, etkinliğimiz kasım ayı başından itibaren başlayıp , aralık başında bitecek. Çalışmalarınızı drsevdasahin@ gmail.com adresine bekliyorum. Geçen yıllarda olduğu gibi , istediğiniz kadar foto yollayabilirsiniz , hepsini yayınlayacağım. Kıyafet , ev dekorasyonu vs , ne isterseniz dikebilirsiniz. Hepimizin elinde , önceki etkinliklerden kalan bol miktarda pazen divitin var zaten.
                            Haydi dostlar , projeleri düşünmeye başlayalım. Bu arada bloglarınızda etkinliğimizi duyurursanız çok mutlu olurum. Ne kadar çok kişiye ulaşırsak , o kadar harika projeler görme şansımız olur. Her türlü yardım ve katkınızı bekliyorum.
                            Goncam , Nurayım , bu sene de beni yalnız bırakmayın ne olur 😍

20 Ağustos 2017 Pazar

ATÖLYEMDE BAHAR HİÇ BİTMİYOR

                         Kurdele,biye,dantel gibi malzemelerimi koyduğum karton bir kutu var , zamanında fincan hediyesiyle gelmişti. Kutuyu çok beğenmiş ve atamamıştım. Hoş , artık pek bir şey atabildiğim de söylenemez ya !! Bir türlü sıra ona gelmemişti. Geçenlerde el attım,



böyle bir şeydi. Öncelikle kalın bir kat pembe akrilik boyayla boyadım. Yaklaşık yirmi dört saat bekledim.


Daha sonra kutunun tüm dış yüzeyini mumla kapladım. Bunu yaparken , her yeri iyice mumladığınızdan emin olmanız lazım , bu işlem tam olmazsa daha sonra üzerine süreceğiniz boyayı zımparalamak zor oluyor.


Bundan sonra kutunun dış yüzeylerini beyaz akrilik boyayla tekrar boyadım. İlk kattan sonra yaklaşık üç saat , ikinci kattan sonra ise yaklaşık yirmi dört saat bekledim. Deneyimime göre tek bir kalın kat boyama da yeterli olacakmış , bir dahaki sefere öyle yapacağım. Ayrıca üst kat boyayı akrilik değil de chalk paint ( kara tahta boyası ) olarak kullanmak , ardından yapılacak olan zımparalama işlemini daha kolay hale getirecek , yine bir sonraki çalışmayı öyle yapacağım. Eski yayınlarımda chalk paint hazırlamayı yazmıştım. İsteyen hazır alır , ki chalk paint biraz pahalıdır , isteyen evde hazırlar. Bir ölçü sönmüş kireci az bir suyla krem kıvamına getirip , içine üç ölçü akrilik boya kattığımızda chalk paint yapmış oluyoruz. Ölçü olarak , ister fincan , ister kaşık , ister bardak kullanın fark etmez.


Yirmi dört saat sonra beyaz boyayı güzelce zımparaladım ve şöyle bir sonuç elde ettim,


Bundan sonra üzerine peçete dekupajı uyguladım ve stencil ile desen yaptım. Desenler iyice kuruduğunda , onların üzerini de zımparaladım. Bir gece kurumaya bıraktıktan sonra , solvent bazlı renksiz vernikle vernikledim. Sonuç şöyle oldu,













Gördüğünüz üzere atölyem pembelere , morlara , lilalara durdu. Yaşlandıkça pembeye düşüyorum galiba. Tüm hayatım boyunca renkli ve desenli şeyleri sevdim ama bu aralar pembeye gönül verdim gibi 😁😁 , ne yapayım , içimi aydınlatıyor , idare edin 😜
                               Hadi kalın sağlıkla.











15 Ağustos 2017 Salı

YER GÖK ÇİÇEĞE DURSA ....! ÇİÇEK AÇAN I-PED TAŞIYICI ...

                         Daha önce de defalarca yazmıştım , çiçek deseni gördüm mü duramam ben... Sebebini bilmediğim bir şekilde,çiçek deseni bana huzur ve mutluluk veriyor. Hal böyle olunca , el attığım her şeyde az ya da çok miktarda çiçek deseni oluyor. 
                         Geçenlerde Ikea'dan kendime iped taşıyıcı almıştım. Plastik , beyaz bir malzeme. 


Bu haliyle bana çok çıplak göründü , ben buna bir şeyler yapayım dedim. Sandalye yayınımda yazdığım teknikle peçete dekupaj yaptım.


Peçeteyi yapıştırdıktan sonra , kenarlarda kalan fazlalıkları törpü ya da zımpara kağıdıyla yukarıdan aşağıya küçük küçük darbelerle zımparalarsanız , son derece düzgün bir satıh elde edersiniz.


Tıpkı böyle. Bu işlemden sonra bir kat daha dekupaj tutkalı sürüp kurumaya bıraktım. Kuruduktan sonra  solvent bazlı vernikle kapladım. Solvent bazlı verniği ,  sürtünme ve darbelere daha dayanıklı olduğu için tercih ettim.




Sonuç budur dostlar . Kalın sağlıkla.



 



12 Ağustos 2017 Cumartesi

KARA KIZ BEYAZLANDI,PEMBELENDİ,ÇİÇEKLENDİ DE GELDİ !!! PEÇETE DEKUPAJLA SANDALYE YENİLEME

                           Evimizin kilerinden kendime bir atölye oluşturduğumu yazmıştım daha önce. Eski bir sandalyeyi de atölye için hazırladığımdan söz etmiştim. İşte o sandalye tamamlandı. Şimdi diğer kardeşini yenilemekle meşgulüm. Sandalyelerin ilk hali şöyleydi ;



Sandalyeyi güzelce zımparalayıp iyice sildikten sonra üç kat beyaz akrilik boya ile boyadım. Ardından iki kat da beyaz yağlı boya ile cilalama işlemi yaptım. Bu daha önce denemediğim bir yöntemdi ancak dış kapı lambamızı boyamak için danıştığımız görevlinin tavsiyesiydi ve ben sandalyede de aynı yöntemi bir deneyeyim dedim. İyiki de denemişim çünkü sonuç mobilyacıda boyanmış gibi oldu.


Bildiğiniz lake boyama gibi duruyor yakından da. Sonrasında iş sandalyeyi süslemeye geldi. Öncelikle sırt kısmına stencil ve rölyef pasta ile bir desen yaptım , o kururken oturma kısmına peçete transferi yaptım. Peçetede hiç kırışıklık olmaması için , Rus bir bayanın YouTube kanalında izlediğim yöntemi uyguladım. Ne yazık ki videoyu bulamadım ama bulunca sizinle paylaşacağım. Bu yöntemde peçetenin desenli katını ayırdıktan sonra , peçeteyi bir naylonun üzerine yayıyorsunuz. Desenli yüzey naylonun üzerine geliyor. Sonra bir fırçanın üzerinden azar azar su döküp , bir yandan da suyu fırçayla yayarak peçeteyi ıslatıyorsunuz





sonra fırçayla dikkatlice peçeteyi düzeltiyorsunuz. Yelpaze fırça kullanırsak daha başarılı sonuç elde ederiz. Ardından naylonun iki ucundan tutarak kaldırıyoruz ve fazla suyu akıtıyoruz. Bundan sonra deseni uygulayacağımız yere peçeteyi seriyoruz ve naylonu dikkatlice kaldırıyoruz. Bu aşamada peçetede hafif kırışıklıklar oluyor ama fırçayı ıslatıp dikkatlice düzeltirsek kırışıklıklar kayboluyor. Ardından sulandırılmış peçete transfer tutkalıyla peçetemizi objemize aktarıyoruz. Kuruduktan sonra bir kat daha peçete transfer tutkalı sürüyoruz ama bu kez sulandırmıyoruz. Ben bu yöntemle dümdüz bir yüzey elde ettim. Peçete kururken sırtlık kısmının ön yüzüne , yine stencil yardımıyle puantiyeler yaptım



ancak kullandığım renk , kuruduğunda peçetedeki renkle tam uyuşmadı. Bu yüzden bir iki renk karışımı yapıp puantiyelere hafif sünger darbeleriyle yedirdim , istediğim sonuca ulaşınca sandalyeyi kurumaya bıraktım. Kuruduktan sonra peçete uyguladığım , rölyef desen ve puantiye yaptığım yerleri solvent bazlı vernikle bir kat vernikledim ve sonuç şöyle oldu ;








                         Sandalyem de hazır , artık yavaş yavaş dikişe başlayacağım. Bu arada yazmayı unutmuşum ; ehliyetimi aldım , Almanca'da A2 düzeyine geldim , yani verdiğim sözleri de tutuyorum efendim 😁 Hadi kalın sağlıkla...