Translate

20 Ağustos 2017 Pazar

ATÖLYEMDE BAHAR HİÇ BİTMİYOR

                         Kurdele,biye,dantel gibi malzemelerimi koyduğum karton bir kutu var , zamanında fincan hediyesiyle gelmişti. Kutuyu çok beğenmiş ve atamamıştım. Hoş , artık pek bir şey atabildiğim de söylenemez ya !! Bir türlü sıra ona gelmemişti. Geçenlerde el attım,



böyle bir şeydi. Öncelikle kalın bir kat pembe akrilik boyayla boyadım. Yaklaşık yirmi dört saat bekledim.


Daha sonra kutunun tüm dış yüzeyini mumla kapladım. Bunu yaparken , her yeri iyice mumladığınızdan emin olmanız lazım , bu işlem tam olmazsa daha sonra üzerine süreceğiniz boyayı zımparalamak zor oluyor.


Bundan sonra kutunun dış yüzeylerini beyaz akrilik boyayla tekrar boyadım. İlk kattan sonra yaklaşık üç saat , ikinci kattan sonra ise yaklaşık yirmi dört saat bekledim. Deneyimime göre tek bir kalın kat boyama da yeterli olacakmış , bir dahaki sefere öyle yapacağım. Ayrıca üst kat boyayı akrilik değil de chalk paint ( kara tahta boyası ) olarak kullanmak , ardından yapılacak olan zımparalama işlemini daha kolay hale getirecek , yine bir sonraki çalışmayı öyle yapacağım. Eski yayınlarımda chalk paint hazırlamayı yazmıştım. İsteyen hazır alır , ki chalk paint biraz pahalıdır , isteyen evde hazırlar. Bir ölçü sönmüş kireci az bir suyla krem kıvamına getirip , içine üç ölçü akrilik boya kattığımızda chalk paint yapmış oluyoruz. Ölçü olarak , ister fincan , ister kaşık , ister bardak kullanın fark etmez.


Yirmi dört saat sonra beyaz boyayı güzelce zımparaladım ve şöyle bir sonuç elde ettim,


Bundan sonra üzerine peçete dekupajı uyguladım ve stencil ile desen yaptım. Desenler iyice kuruduğunda , onların üzerini de zımparaladım. Bir gece kurumaya bıraktıktan sonra , solvent bazlı renksiz vernikle vernikledim. Sonuç şöyle oldu,













Gördüğünüz üzere atölyem pembelere , morlara , lilalara durdu. Yaşlandıkça pembeye düşüyorum galiba. Tüm hayatım boyunca renkli ve desenli şeyleri sevdim ama bu aralar pembeye gönül verdim gibi 😁😁 , ne yapayım , içimi aydınlatıyor , idare edin 😜
                               Hadi kalın sağlıkla.











15 Ağustos 2017 Salı

YER GÖK ÇİÇEĞE DURSA ....! ÇİÇEK AÇAN I-PED TAŞIYICI ...

                         Daha önce de defalarca yazmıştım , çiçek deseni gördüm mü duramam ben... Sebebini bilmediğim bir şekilde,çiçek deseni bana huzur ve mutluluk veriyor. Hal böyle olunca , el attığım her şeyde az ya da çok miktarda çiçek deseni oluyor. 
                         Geçenlerde Ikea'dan kendime iped taşıyıcı almıştım. Plastik , beyaz bir malzeme. 


Bu haliyle bana çok çıplak göründü , ben buna bir şeyler yapayım dedim. Sandalye yayınımda yazdığım teknikle peçete dekupaj yaptım.


Peçeteyi yapıştırdıktan sonra , kenarlarda kalan fazlalıkları törpü ya da zımpara kağıdıyla yukarıdan aşağıya küçük küçük darbelerle zımparalarsanız , son derece düzgün bir satıh elde edersiniz.


Tıpkı böyle. Bu işlemden sonra bir kat daha dekupaj tutkalı sürüp kurumaya bıraktım. Kuruduktan sonra  solvent bazlı vernikle kapladım. Solvent bazlı verniği ,  sürtünme ve darbelere daha dayanıklı olduğu için tercih ettim.




Sonuç budur dostlar . Kalın sağlıkla.



 



12 Ağustos 2017 Cumartesi

KARA KIZ BEYAZLANDI,PEMBELENDİ,ÇİÇEKLENDİ DE GELDİ !!! PEÇETE DEKUPAJLA SANDALYE YENİLEME

                           Evimizin kilerinden kendime bir atölye oluşturduğumu yazmıştım daha önce. Eski bir sandalyeyi de atölye için hazırladığımdan söz etmiştim. İşte o sandalye tamamlandı. Şimdi diğer kardeşini yenilemekle meşgulüm. Sandalyelerin ilk hali şöyleydi ;



Sandalyeyi güzelce zımparalayıp iyice sildikten sonra üç kat beyaz akrilik boya ile boyadım. Ardından iki kat da beyaz yağlı boya ile cilalama işlemi yaptım. Bu daha önce denemediğim bir yöntemdi ancak dış kapı lambamızı boyamak için danıştığımız görevlinin tavsiyesiydi ve ben sandalyede de aynı yöntemi bir deneyeyim dedim. İyiki de denemişim çünkü sonuç mobilyacıda boyanmış gibi oldu.


Bildiğiniz lake boyama gibi duruyor yakından da. Sonrasında iş sandalyeyi süslemeye geldi. Öncelikle sırt kısmına stencil ve rölyef pasta ile bir desen yaptım , o kururken oturma kısmına peçete transferi yaptım. Peçetede hiç kırışıklık olmaması için , Rus bir bayanın YouTube kanalında izlediğim yöntemi uyguladım. Ne yazık ki videoyu bulamadım ama bulunca sizinle paylaşacağım. Bu yöntemde peçetenin desenli katını ayırdıktan sonra , peçeteyi bir naylonun üzerine yayıyorsunuz. Desenli yüzey naylonun üzerine geliyor. Sonra bir fırçanın üzerinden azar azar su döküp , bir yandan da suyu fırçayla yayarak peçeteyi ıslatıyorsunuz





sonra fırçayla dikkatlice peçeteyi düzeltiyorsunuz. Yelpaze fırça kullanırsak daha başarılı sonuç elde ederiz. Ardından naylonun iki ucundan tutarak kaldırıyoruz ve fazla suyu akıtıyoruz. Bundan sonra deseni uygulayacağımız yere peçeteyi seriyoruz ve naylonu dikkatlice kaldırıyoruz. Bu aşamada peçetede hafif kırışıklıklar oluyor ama fırçayı ıslatıp dikkatlice düzeltirsek kırışıklıklar kayboluyor. Ardından sulandırılmış peçete transfer tutkalıyla peçetemizi objemize aktarıyoruz. Kuruduktan sonra bir kat daha peçete transfer tutkalı sürüyoruz ama bu kez sulandırmıyoruz. Ben bu yöntemle dümdüz bir yüzey elde ettim. Peçete kururken sırtlık kısmının ön yüzüne , yine stencil yardımıyle puantiyeler yaptım



ancak kullandığım renk , kuruduğunda peçetedeki renkle tam uyuşmadı. Bu yüzden bir iki renk karışımı yapıp puantiyelere hafif sünger darbeleriyle yedirdim , istediğim sonuca ulaşınca sandalyeyi kurumaya bıraktım. Kuruduktan sonra peçete uyguladığım , rölyef desen ve puantiye yaptığım yerleri solvent bazlı vernikle bir kat vernikledim ve sonuç şöyle oldu ;








                         Sandalyem de hazır , artık yavaş yavaş dikişe başlayacağım. Bu arada yazmayı unutmuşum ; ehliyetimi aldım , Almanca'da A2 düzeyine geldim , yani verdiğim sözleri de tutuyorum efendim 😁 Hadi kalın sağlıkla...












4 Ağustos 2017 Cuma

ALMANYA'DAN BİR YAR GELİR BİZLEREEEEE !!!!

                        Bu sene yayın maceram , bir varmış , bir yokmuş tadında geçiyor.Kusura bakmayın artık. Bugünden sonra her şey düzene girmiş oluyor ( yani öyle sanıyorum , umarım yani , yani inşallah öyle olur 😁😁😁) . Bugün sabahtan internetimiz bağlandı ve yeni evimize yerleşme işimiz tamamlanmış oldu. 
                        Eveeeettttt , nihayet ev bulduk ve taşındık. 10 hazirandan bu yana yeni evimizdeyiz. Küçücük bir köyde oturuyoruz. Tam istediğimiz gibi sakin ve doğayla iç içe bir yer. 



Evimizin ön cepesindeki pencereden , sağ ve sol tarafımız.



Evimizin arka cephesi ve bahçemiz.Sağ arka planda boyamakta olduğum sandalyeleri görüyorsunuz efendim 😁. Nihayet hobilerimden dolayı evi darmadağın etmemden  kurtuldu millet. Artık bir atölyem var , yaşasın. Evimizin kilerlerinden birini atölye yaptım. Bu sandalyeler de atölyede kullanılmak üzere yenileniyorlar işte.


İşte atölyem.Şu anda böyle göründüğüne bakmayın tam üç günde bu hale getirebildim. Ne dediğimi en iyi Melined anlatabilir size çünkü o ilk halini de gördü canlı canlı. Evet ya , canım kaptı prens Ned'i yardıma geldi bize. Koskoca prense televizyon dolabı , koltuk , yatak ne bulduysak yaptırdık , e koskoca müyendis hemi de pirens.... Bu arada prenses Mevlüde'ye de kapı , koltuk ne bulduysak sildirdik. Sabahtan akşama kadar kaldılar ama bir aylık iş yaptılar sağ olsunlar , Mevlüdem kız , çok yaşayın siz e mi ❤️❤️❤️ Efendim , Melinedler'in ardından o haftasonu da ablamlar geldi ailecek , iki gece iki gün de onlar yardım etti , böylelikle temizlik işinde bayağı bir yol katetmiş olduk. Sonrası bitmek bilmeyen koli açıp yerleştirme , tekrar tekrar temizleme şeklinde sürüp gitti ta bugüne kadar.



   


Evimizin bahçe tarafı bir at çiftliğine komşu , zaman zaman Çapi ile karşılıklı birbirlerini seyrediyorlar merakla. Bu gördüğünüz Çapi'nin favori atı 😍
                             Handaaaann , şu iki aylık internetsiz dönemde bana getirdiğin kitaplar ilaç gibi geldi canımın içi , çok çok sağol. Eşim güneşim kitaplarımı Türkiye'de bıraktırdı , bir tek çocukların henüz okumadıkları kitapları getirebilmiştim. Handancığım'ın kitapları birince onlara başladım , hayatımda okumadığım kadar Orhan Kemal okumuş oldum bu sayede. Okul gezisinde gittikleri Orhan Kemal müzesinden beşer onar almışlar , okumamışlar ... Sanırım okumadığım romanı kalmamış oldu rahmetlinin. Bu arada Oya Baydar'ın Erguvan Kapısı romanını çok beğendim Handanım. Her okuduğum kitapta , ne kadar ortak düşüncelere sahipmişiz Handancığım'la diye de seni andım.
                             İşte böyle güzel dostlar , ben yokken beni unutmamışsınız , sık sık yoklamışsınız , çok sağolun. Şimdi yorumlarınızın kalan kısmını cevaplayacağım , vakit oldukça da bloglarınıza bakacağım , hepinize sevgilerimi yolluyorum , her biriniz ayrı ayrı özlendiniz , her birinizin ayrı bir dokunuşu var yüreğimde. Kalın sağlıkla....





17 Nisan 2017 Pazartesi

DOĞA UMUT KAPILARINI SONUNA KADAR AÇMIŞ,BİZİ ÇAĞIRIYOR

                        Değiştiremeyeceğimiz şeyler için çabalayıp, dokunabildiklerimizi kaçırmayalım. İnsana, hayvana, bitkiye yaşayabilme hakkı tanıyalım, bu yoldaki çabasına destek olalım. Hatta eşyaya da dokunalım ki, ona dokunup fayda görecek bir canlıya yararımız olsun. Bir şeylere faydamız olduğunda ruhumuz doyar ve umudumuz tazelenir. Ben burada pek bir şeye dokunamıyorum; sokak hayvanı yok, baş vurduğum yardım kurumları yardımımı istemiyor ( Türk olduğumu öğrendiklerinde ev kiralamadıkları gibi, gönüllü çalışma talebime de şimdilik olumlu bir cevap veren olmadı. Maşallah ülkemin itibarı burada yerlerde sürünüyor. Hatta dil kursundaki öğretmeni ülkemizde demokrasi olduğuna ve cumhuriyetle yönetildiğimize inandıramadım ), doğaya da zaten belediye ve mülk sahipleri bakıyor. Bu durumda ben de sizin ruhunuza dokunayım dedim. Buyrun bizim sokaklara;


  Hey, merhaba. Burası hala soğuk, kabanla geziyoruz.

  ama yer gök çiçek açtı.


  Her evin önünde varım ben.

  Her renkte açıyorum.

  Bizler de Merih ablamızın maydanoz arası bakıp büyüttüğü goncaların kuzenleriyiz.



  Bir iki sokağı fotoğrafladım, fikir versin diye.Tüm sokaklar böyle süslü püslü,


  Tüm sokaklara taç yapraklarından konfetiler yağdı,

  her köşe başı çocuk parkı.

  Boş buldukları her yer yeşillik. İnsan azıcık gökdelen diker 😜

 Bu fotoları çekerken; Beliz, Çapi ve ben farklı sokaklarda gezip arada birbirimizi buluyorduk. Bu da o anlardan biri, köşeden beni görüp üzerime atlamak için koşan çılgın Çapi.


  Ve Beliz'le de buluşuyoruz,

  ikimiz de yürekten selamlar yolluyoruz hepinize....
                        Tüm güzel yürekler çiçek açsın, ülkem çiçeklensin, umut yeşersin, yarınlar bahar olsun...