Translate

20 Ağustos 2016 Cumartesi

HEHEHE,GENE MİMLENDİM

                  Vallahi şımaracağım,Calimero beni mimlemiş gene.
                  1)Blog yazmaya nasıl başlamışım;efendim ben oldum olası bir şey yapmadan duramayan biriyim.Benim doğrularımla,yönetimin doğruları iyice uyuşmaz olunca,ay artık yapamayacağım,ben emekli oluyorum dedim.Emekli olmadan önce yönetici konumunda çalışıyordum,bunu özellikle belirtiyorum çünkü üst makamla çatıştığım konular sağlık kurumlarına yaptığım denetimlerle ilgiliydi.En basitinden ;özellikle aşı için üretilmiş bir aşı dolabı kullanan kuruma,sırf dolapları çift kapılı no frost buz dolabı değil diye ceza kesmemi istediklerinde çıldırıyordum.Neyse çok ama çok sevdiğim mesleğimi bırakınca,çok ama çok sevdiğim diğer şeylere yöneldim.Ancak hobilerimi paylaşabileceğim bir mecraya da ihtiyaç vardı,çünkü ben yaptıklarımı nasıl yaptığımı anlatmayı pek severken,konu komşu gezmesini hiç sevmem.Bol karbonhidrat eşliğinde dedikodu bana göre değil.Durum böyle olunca neden blog açmıyorum deyip bir gece herkes uyurken açıverdim blogu.Hatta ,Merhaba başlıklı yazıma ilk yorum da daha geçen gün Siyah Kuğu tarafından yapıldı.
                     2)Blogumda daha önce yazmadığım bir tarzda yazsaymışım bu ne olurmuş;öyle bir tarz kaldı mı bilmiyorum.İkizler burcu insanıyım ben,her şeyi yapmak isterim,yaptığımı da iyi yapmak isterim,o yüzden bu blogda bu kadar karışık konu var.Deneme,makale,anı,şiir her tarzda da yazdım,bir roman kaldı....
                     3)Bloglarda okumayı sevdiğim yazılar nelermiş;ben kişisel yaşanmışlıkları okumayı seviyorum.Tabi ki favorim kendin yap,yenile,üret,dik,işle ama yazı ağırlıklı bloglarda insanların olaylara tepkileri ilgimi çekiyor.Akıl satan,snob takılan,ohooo ben oldum hatta daldan bile düştüm havasında olan,blogunun havasında bile sınıf ayırımcılığı kokan,kendince elit takılan bloglara uğramıyorum.Ama tepkilerini dobraca yazan,şaşıran,kendisini eleştiren hatta dalga geçen,kimin ne diyeceğinden korkmayan,asiller sınıfının üyesiymiş gibi takılmayan gerçek insanların yazdığı gerçek hikayeleri okumayı seviyorum.Biz Avrupa kültürüne yabancı bir topluluğuz onlar gibi yüz yıllarca süren asiller-avamlar ayrımımız olmamış.Osmanlı bir imparatorluktu ama bu topraklarda hiç bir zaman Osmanoğulları ve halk ,Avrupa'daki gibi keskin çizgilerle ayrılmadı.Yani bizde sınıf farkı diye bir kavram resmiyete dökülmedi.Şimdilerde uydurulan çakma sınıf farkını yaratan okumuş okumamış,cebi biraz para görünce kendini şaşırmış,kendi gibi olmayanı insan yerine koymayan,ona sümüğünü bile atmayan beyaz Türkler'den uzak duruyorum.
                     4)Hayatta en çok yapmak istediğim üç şey neymiş;birincisi akademik kariyerdi.Ne yazık ki bu hayalimi gerçekleştirme imkanım olmadı.Ben hoca olmak için yaratılmışım,kendi hocalarımın da benden beklentisi buydu ama kısmet değilmiş.Bahaneler saymayacağım,çok istesem yapardım ama önceliklerim farklı konularda ağır bastı diyelim.İkincisi ciddi bir müzik eğitimi almak isterdim,lisede ve üniversitede bağlama sanatçısı,korist ve solist oldum ,eğitim de aldım ancak yeterli değildi tabi.Mesela ciddi anlamda ,bir operada arya söylemek isterdim.Üçüncüsü,kitap yazmak.Belki de yapmaya en yakın olduğum hayalim bu.Bazılarınız bilir ben oburcasına kitap okuyan biriyim.Bazen günde bir kitap,bazen iki günde bir kitap okurum,genelde üç günde bir kitap ortalamam var.Okuma yazmaya başladığımdan beri bu haldeyim.Hal böyle olunca,içinizde bir şeyler birikiyor ve taşmak istiyor.Yıllar önce kızımda dislexi olduğunu öğrendiğimde ( bakınız Bir Dislektik'in Annesinden başlıklı yazım,sanırım Diğer ana başlığı altında olacak ) kendime bir söz verdim.Bir gün kızım üniversiteyi kazandığında,bu konuda bir kitap yazacağım diye.Kızım yakında üniversiteye başlıyor ve ben de kitabıma...Ayrıca anılarımı kitaplaştırmamı isteyenler var,hatta kendisi de yazar olan arkadaşım Sacide Çobanoğlu bu konuda baskı yapıyor.Bunlardan başka aklımda taslakları yazılmış pek çok kısa hikaye ve roman var.Bakalım ne kadarını başarabileceğim...
                        Ben gene aranızdan seçim yapamadım,takip ettiğim herkes yapsın lütfen bu mimi 😍

18 Ağustos 2016 Perşembe

FİLİZ TÜRKOCAĞI'NDAN BİR NAZAR ÇALIŞMASI DAHA

             Bu aralar nazarlık işlemelerine takıldım ama sonradan anlatacağım nedenini.Bu güzel desen de gene devlet sanatçısı Filiz Türkocağı'na ait.Ancak netten çektiğim fotoğraftan işlediğim için bir iki yerinde sayı hatası var.Siz işlemek isterseniz,Filiz hanımın kendi sitesinden pdf alın.Benim pdf almaya vaktim olmadı.Netteki fotoğraf da çok düzgün değildi,o yüzden benim işlememi örnek almayın.Netten aldığım fotoğraf şu,

Gördüğünüz üzere pinterstten alıntı.Sayması oldukça zor.Bu sefer nazar boncuğuna sarı renk eklemek dışında desene sadık kaldım.Nazar boncuğunda sarı rengi çok sevdiğim için,o kadarcık değişiklik yapmasam duramazdım.Yine 11ct etamine ;8 numara coton perle ve 24 numara iğne ile işledim.Bir sonraki çalışmam 18 ct kumaşa olacak,bu kadar geniş delikli kumaştan sonra gözüm 18 ct 'lik kumaşı nasıl seçecek göreceğiz bakalım !
                         Benim işlemem de şöyle oldu,



 Bu panoyu eşim güneşimin ofisi için işledim,bence bu desenin oldukça maskulen bir görünümü var ve ofiste hoş bir ayrıntı olacak.Allah aşkım güneşimi ve onun nezninde hepinizin aşklarını korusun 😍



16 Ağustos 2016 Salı

ÇOK ACI,ÇOK ÖNEMLİ

       Bugün bir ara;If You Want To Be -Ersin Doğan bloga bir uğrayın lütfen.Bu konuda en çok annelere görev düşüyor.Cinsel kimliğin bir tercih olmadığını ,genetik yaradılış özelliği olduğunu;Danish Girl yayınımda ayrıntılı olarak yazmıştım.Toplumun genel geçer cinsel kabul normları dışında yaşayan insanların acılarına çok yabancı ve bir o kadar da duyarsız olan toplımumuzda,trans bireyler,sokak hayvanlarından daha az yaşama hakkına sahipler.Nerede kaldı bizim;yaradılanı severim,yaradandan ötürü,felsefemiz....Lütfen herkes birazcık duyarlı olsun.Sürekli itilip kakılan,aç ve işsiz bırakılan,dövülen,sövülen bu bireylerin saldırgan tavırlarını da anlayışla karşılayın.Kediyi duvara sıkıştırırsan sonunda sana saldırır,unutmayın.En iyi savunma saldırıdır,bir noktada yaşamak için yapabilecekleri pek de bir şey kalmıyor.Mecburi sex işçisi olan bu insanlara karşı tavrınızı değiştirdiğinizde,pek çok normal kabul ettiğiniz bireyden çok çok daha fazla iyi insan nitelikleri barındırdıklarını göreceksiniz.İnsanın hissettiği cinsel kimlikte bir bedene sahip olmasının ne büyük bir nimet olduğunu,trans bireylerle sohbet ettiğinizde anlarsınız ancak,Dünyanın bazı ülkelerinde,örneğin Tayland'da,transgender bireyler kutsal kabul edilirler,her iki cinsiyet özelliğinin bir bedende var olması tanrısal bir hediye olarak görülür.Size anormal görünen bir durum,başka bir yerde tapılası bir durum olabilir unutmayın,Hiç kimse,yaşayacağı horlanmayı göze alıp da;dur ben bir trans olayım,bu gün de gay takılayım,demez.Cinsel kimliğimiz henüz üç yaşındayken tamamlanır,üç yaşındaki bir insan kimseye özenip de transgender olamaz,tekrar ediyorum transgender olmak genetik şifrede yazılı bir yaradılış özelliğidir.Özellikle evlat sahibi olan kadınlar ve erkekler,sizler bu bireyler için çaba sarf etmelisiniz,sizin çocuğunuz da transgender olabilir.

14 Ağustos 2016 Pazar

ÇİFT YÖNLÜ PİLELİ ETEK-BOX PLEATED SKIRT

                  Kız yok,havalı olsun diye yazmadım İngilizcesini,benim meşhur youtube videolarımdan izlemek isterseniz çift yönlü pilenin İngilizcesi bu.Malum ben çok şey öğreniyorum,hatırlıyorum,daha pratik yollarını görüyorum youtubda.O yüzden siz de izleyin,faydalanın istiyorum.Evet İngilizce konuşuyorlar ama dil bilmeseniz de izleye izleye ne yaptığını anlayabilirsiniz.
                 Şimdi ben,bu pile işini hep pratik olarak göz kararı yapıyorum,bir de paylaşıyorum ya,len dedim,millet ne bilecek senin göz kararını,ver bir formül.Yıllardır dike dike kendi bel ölçüme kumaşı uydururken ellerim benden bağımsız çalışır olmuş,bir iki ayarlamayla dikerim pileli eteği.Bu sefer Beliz prensese ne zamandır istediği kabarık pileli eteği dikerken bu işin formülünü bulayım dedim.Malum,kaprisli ergen prova olmayı reddediyor ya,eteğin belini bir seferde oturtmam lazım.Bayağı bir video izledikten sonra ,istediğimiz pile sayısına göre olan formülün en pratiğini buldum.Anacığım,bir sürü formül var,istediğin pile genişliğine göre,pile sayısına göre vs. vs. ,bazıları basbayağı ağır matematik içeriyor yani.Pile genişliğine göre yapılan hesaplamanın formülünü henüz basitleştiremedim anacığım,o yüzden bu gün pile sayısına göre formül verceğim.Ben yaptım oldu,hem de süper oldu.Tek seferde bitti işim.
                  Öncelikle ne kadar kumaş gerekeceğini hesaplıyoruz.Sonra,ister tek bir parçayı pile haline getirip tek bir yan dikiş yaparsınız,isterseniz de kumaşı ikiye ayırıp iki tane yan dikiş yaparsınız,keyif sizin.Ancak hesapladığımız kumaş uzunluğuna DİKİŞ PAYI katmayı unutmayın.Bel ölçümüzü alıp bunu 3'le çarptığımızda gereken kumaşı buluyoruz.UNUTMAYIN BU ÖLÇÜNÜN İÇİNDE DİKİŞ PAYI YOK.Sonra yanlardan dikiş paylarını işaretleyip,bu işaretten itibaren pile yerlerini belirliyoruz,şöyle ki;

(ay gülmeyin,ben pipirikli bir insanım,bölme işlemini hem klasik hem de modern matematikle gösterdim.Belki aramızda modern matematik görmemiş olanlar vardır,ay gülmeyin be,belki var,ne biliyorsunuz 😜)
                         Şimdi,benim kumaşım iki parçaydı ve ben önce pileleri yapıp sonra iki parçayı birleştirdim,isteyen önce iki parçayı birleştirip sonra pileleri yapar,sonuç değişmez.İsteyen de dümdüz kumaşı pileler,tek bir yan dikişle bitirir.Dikiş paylarını unutmayın yeter.Efendim,formüle göre pile aralıklarını hesaplayıp kumaş üzerinde işaretlemeye başlıyoruz,

  Siyah çizgiler pile yerleri

Sonra bu noktaları birbiri üzerine katlıyoruz.Hah,işte bu yüzden yazdım o İngilizce adı,izlemeden anlaşılmıyor değil mi,heheheh,bak fotoğrafladım ama anlamayacaksın söyleyeyim,




Bu iş bitince pileleri sabitlemek için makineye çekiyoruz,sonra istediğimiz genişlikte kemer yapıp eteği tamamlıyoruz.Ben etek ucuna siyah biye geçtim,pek güzel oldu.Bu kumaş kalın saten,oldukça kabarık duruyor.O yüzden cep yapmadım ama bir sonraki etekte gizli cep dikilişini anlatacağım,acayip kolay bir yöntem öğrendim,her şeye gizli cep yapmak isteyeceksiniz söyleyeyim,hihihi.
                             Beliz'e eteği giydirip fotoğraflamak söz konusu bile olmadığı için,evimizin sadık minderlerinden biri bu görevi üstlendi,bu arada Çapi bey de hani bana hani bana yatışıyla çekime eşlik etti,



Bu hesaplamayla pileler yan dikişte de tam yan yana denk geliyor,fermuar gerçekten gizli fermuar oluyor 😜

sol alt köşede bir adet pati eteğe eşlik ediyor


ama aneeee,kucak istiyorum beeenn ❤️❤️❤️

Yandan görüntü


Şimdi efendim,yasık kişisinde bel,kalça falan olmadığından etek düz duruyor ama Beliz giydiğinde bayağı kabarık vintage bir etek oluyor.Kendime de dikmezsem çatlarım.Ay hadi kalk,kumaş bak,ben daha ne yapayım,tamam ceplisi de yakında,hade tamam gari 😀😀














AKILLI TELEFON KABI,İKİ DE TİŞÖRT

                         Telefonumun kabı soyulunca atmaya kıyamadım.Ben bundan bir şey yaparım ki dedim ve tuttum pazenle kapladım.Önce kabı pazenin üzerine koyup kalıp çıkardım


Sonra da beyaz tutkalla yapıştırdım


Tutkalı hem alta hem de kumaşın üstüne sürdüm.Önce böyleydi,kurudukça şöyle oldu


Tamamen kuruyunca iki kat mat vernik sürdüm,kuruduğunda kullanıma hazırdı.Pazen aşkım buralara kadar geldi,bakalım daha neler gelecek aklıma.Yetmedi oğluşa da iki tişört diktim


Bu gün de böyle geçti....