Translate

12 Aralık 2015 Cumartesi

ÇOK BÜYÜK HAYAL KIRIKLIĞI,YANİ ÖYLE BÖYLE DEĞİL,TAA BU KADAR !!!



                      

Bilin bakalım bu ne??Yoo,bir kutu toplu iğne deyip geçemezsiniz,çok rica ediciiimm.Kendileri çook uzun süre büyük bir merak ve heyecanla beklenmiş olan TuchExpo tuhafiye fuarından alınabilmiş yegane ganimetimdir,ona göre bakınız lütfen.
             Hıhı evet,taa Istanbul'un sonuna gittik bir kutu toplu iğne için.Aylardır beklediğimiz fuar bu gün halka açıldı.Sabahın erkeninde yola çıktık eşim güneşimle.Bir de Mevlüdem'den tecrübeliyim ya,hangi bavulu alayım acaba diye de düşündüm bayağı.Allahtan,aşkım güneşim çok akıllı bir adam,ben arabaya taşırım aşkım,alma bavul demişti.Şimdi Melined fuarlara gidip gidip bavulla kumaş alıyor ya,bu da tuhafiye fuarı ya,insan normal tuhafiye mağazasına gittiğinde bile kocaman torbalarla çıkıyor ya;ayol ne bileyim ben.....Efendim,gittik girdik,dedim ya eşim güneşim akıllı adam diye,daha kapıdan girdiğimizde anladı fuarın fuar gibi olmadığını ama bana çaktırmıyor hayal kırıklığı yaşamayayım diye.E adam işinden dolayı ,dünyada onlarca fuar gezmiş adam.Neyse ,olay şudur ki,toplam 20 -25 katılımcının olduğu,bir şey satılmayan veya dağıtılmayan;kumaştı,makaraydı,dikiş makinesi parçasıydı vs bulunmayan bir tuhafiye fuarı burası.Halbuki reklamlarında,kumaştan iğneye,astardan overlok makinesine binlerce ürüne ulaşabileceğiniz,bugün Türkiye'de beş yıl sonra dünyada birinci olan fuar diye yazıyordu.Çook büyük hayal kırıklığı çookk.Oysa bir aydır bir sürü ihtiyacımı ertelemiştim fuardan alacağım diye.
             Sevgili arkadaşlarım,gidemedim diye hiiçç üzülmeyin,ben gittim gördüm bir halt yok.Size en yakın orta hallice bir tuhafiye mağazasına gidin bugün,emin olun en güzel fuar orada.Aslında bir kaç tane de foto çektim ama buraya koymak içimden gelmiyor,oo ne güzel yermiş gibi bir algı oluşturmak istemiyorum.Velhasılı kelam gitmeyenler üzülmesin,gitmeyi düşünenler de gitmesin,trafiği çektiğinize değmez.
              Bu hafta Eminönü'ne gidip tedavi olurum ben,hadi kalın sağlıcakla.

8 Aralık 2015 Salı

VALLA YAKALARSAM BOYARIM !!! KALICI MAKYAJ

                     Canım kocam ,aşkım güneşim,mutfaktaki rafları söküp çalışma alanımı açınca,ya Allah bismillah deyip kalan duvar kağıdı işini de bitirdim nihayet.Yalnız birazıcık annem göz yaşı döktü o kadar diyeyim ben size.Düz duvarı kaplaması çok kolay ve eğlenceliydi ama bu taraftaki girintiler çıkıntılar yordu beni.Bir daha uzuuun süre boya moya görmek istemiyorum.Ve fekaaatt Fundacığımın dediği gibi ( funda'nın penceresinden ) ,duramayız yaparız gene.
                      Neyse efendim,eşim güneşimin daha önce elceğizleriyle yapıp taktığı rafların siyah olan ayaklıklarını beyaza boyadım önce.Sonuçta şöyle bir manzara çıktı ortaya,


beni en çok doğal gaz borusunun arkalarından kağıt kaplamak perişan etti,çünkü duvara sabitleme ayakları sorun oldu.Bir de şu köşe ,


Neyse bitti ya nihayet.Kartonpiyerin duvar kağıdıyla birleştiği yerler çirkin göründü gözüme.Ben de Beliz'den aşırdığım renkli bantla çevirdim oraları.Ama bantın çok dayanacağını sanmıyorum,var mı önerisi olan??


                     Efendime söyleyeyim,daha önce de yazmıştım;kaşımı kirpiğimi yolarım ben çok yorulduğumda falan.İsteyerek yapmıyorum,tik işte.Akşam yorgunluktan uyuyamayınca biraz okuyayım dedim.Hay demez olaydııımmm,bir ara bir farkettim ki ,iki kaşımın ortasını da yolup atmışım,ayol Monalisa halt etmiş yanımda.Koştum aynaya,bakayım kendime ne yapmışım diye,ay valla kendimden kendim korktum.Gece gece yapacak bir şey yok yat aşşağıya yaramaz kız deyip kendimi payladım.Sabah kalkışta ilk iş,fırça ve farla kaşlarımın arasını boyadım.Malum,çocuklar okula bırakılacak.Hafazanallah,beni gören kaza yapar o derece vahim durumdayım yani.Neyse geldim eve,eşim güneşimle kahvaltımızı yapar yapmaz geçtim aynanın karşısına,aldım elime permanent makeup kalemini,giriştim kendime.Boyamaktan alınan gazla bu sefer de kendimi boyadım.Aslında size yoluk kaşlarımın fotosunu çekecektim ama unuttum gene.Aşağı yukarı şöyle bir durumdaydım aslen,


şu aradaki küçük kıl topluluğunu da yolun aklınızdan,hah işte öyleydim.Allah beni ne yapmasın,neyse kaşlarıma girişmişken,dudaklarıma da kontür yapıvereyim bari dedim.Şöyle oldum,


tabi daha ilk soyulma olduktan sonra bir kat düzeltme boyası yapacağım.Ama fena gözükmüyor değil mi?Yaklaşık bir hafta sonra kabuklar düşecek ve daha da doğal bir görünüm elde edeceğim.Dudağımda ruj falan yok ha,hepsi kalıcı makyaj.Bunlar iyileşince de eyeliner yapacağım.Oohh,ondan sonra gelsin tembellik.Ay kız yoruldum,yeter bu kadar,hadi kalın sağlıcakla...






7 Aralık 2015 Pazartesi

DELİYİM DEDİYSEM DELİYİMDİR,O KAA

                      Şimdi ben size deliyim,çılgınım,ne yapacağım belli değil falan dediğimde bana pek de inanmıyorsunuzdur ya,alın bakın bu benim facebook profil resimlerimden biri,


burası Bağdat Caddesi'nde kokoş bir kuaför salonu.Sevmem ben böyle yerleri gitmem de.Ama o gün arkadaşıma eşlik etmem lazımdı gittim.Cebindeki cüzdan diğerlerinden daha şişkin diye kendilerini üstün insan sanan tiplere oldum olası gıcığımdır.Ne yazık ki günümüz dünyasında para her şeyi sağlıyor insanoğluna.Ama ben ve benim gibiler için insan olabilmek hala en büyük zenginlik.Velhasılı kelam,baktım hatunlar sanki atomu parçalamışlar,kansere çare bulmuşlar,kuraklığı yok edip Afrika'yı doyurmuşlar gibi bir havalardalar, ben de o sırada kahve içip ,için için kudurmaktayım.Kahvenin sıvı kısmı bitip telveye ulaştığımda ;gölgelerin gücü adınaaa,deliliğim geldi savulun artııkk,diyerekten kahve telvesiyle dişleri,kaş boyasıyla kaşımı gözümü boyayıp oturdum koltuğa.Ciddi ciddi de sohbet ediyorum.O arada hatunlar birer birer beni fark edip şoka giriyorlar,eller ayaklar karışıyor,suratlar donuyor falan.Deminden beri de iki lafın başına doktor olduğunu sokuşturan bir hatun var ,güya kuafördeki diğer hatunlara üstünlük taslıyor.Halbukim hepsi de üstün yetenekli insanlar,o kansere çare buldu ama bir diğeri de atomu parçaladı falan ya,hatunlar ha bire birbirlerini süzüp hırslanıyorlar.O doktorum diyor,öbürü gereksiz yere lui viton çantasını karıştırıp duruyor,beriki sıvarovski taşlarla kaplı ayfonuyla oynuyor ,bendeniz cennet kuşu da kakılmış modunda arkadaşlarımla sohbet ediyorum.Tam bu sırada kendisi de doktor olan arkadaşıma telefon geliyor ve bir hasta bir şey soruyor.Ben de o anda salonun bir köşesine gitmiş dergi alıyorum.Arkadaşım hastayı bana danışmak istiyor ve sesleniyor,"doktor hanıımm,bir bakar mısınız?Hastamda falan filan var da,şunu yapmıştım düzelmemiş de,siz ne önerirsiniz,sizin falan hastalıktaki tecrübeleriniz benden çokya" ,ben şu yukarıdaki suratın üzerine doktor kimliğimi oturtup başlıyorum latince döktürmeye.Salonda bir anda nefesler tutuluyor,o şaşkın,alaycı,hor gören gözlerde çeşitli seviyelerde çeşitli duygu dalgalanmalarını izliyoruz.Hastaya önerilerimizi iletip telefonu kapıyoruz ve üçümüz de kahkahayı basıyoruz.Çarçabuk yüzümü temizliyorum ve patlamadan önce alel acele çıkıyoruz salondan.Dışarıda gülmeye devam ediyoruz,zavallı üstün yaratıklar bu şoku uzun süre atlatamamışlardır herhalde.
                        Ben ne  insanlar gördüm üstlerinde elbise yoktu,ne elbiseler gördüm içinde insan yoktu.Ben eylemlerimi zaman ve mekan tanımadan yaparım.Evdekiler de alıştı artık,eşim güneşim bile bazen bana eşlik eder ,ama çocuklar dellendiğim zaman mutlaka bana katılırlar.


burada yeğenimle ünlüü bir kebapçıdayız,metre metre kebapların yendiği hafif kalontor muhabbetin döndüğü bir mekan.Karşı masadaki bol pırlantalı ablayla göz göze geliyoruz ara ara,biz azmışız iyice,ablam yeterin ya,yemek yiyemiyorum diyor,ama delilik geldi gitmiyor.
                            İnsan kendisini eleştirebildiği,kendisiyle dalga geçebildiği ölçüde iyi insandır bence.Ben oldumlar,ben neyim be ler,ben var ya ben enn ler insanı küçülten basitleştiren şeylerdir.Sürekli hatasız ve güçlü bir görünüm vermeye çalışmak,ulaşılmaz olmak,her şeyin en iyisi olduğunu düşünmek ,içten içe kemirir sizi ,tıpkı ağaç kurdu gibi.Kimse hiçbir şeyin en iyisi olamaz.Herkesin de yeri dolar ayrıca,



Malına güvenme bir kıvılcım yeter,güzelliğine güvenme bir sivilce yeter.Bak dişimin ucu kırılmış,maymuna dönmüşüm.Ama böyle de ben benim gene.
                    Aslında bakmayı bilene çirkin diye bir şey de yok.Ben her konuştuğum insanın yüzünde bir güzellik görürüm.Falanca ne kadar güzel dediğimde bana gülen kişileri anlamam sıklıkla.Kafamıza işlenmiş standart güzel şeması ne kadar da yanıltıcı oysa.İnsan için,hayvan için,doğa için çabalayan; kendinden bir şeyler katan insan kadar güzeli var mıdır??Eğer güzel tanımı standartsa niye her sene bilmem kaç tane güzel seçerler,neden herkes aynı adam ya da kadına aşık olmaz??Mecnun 'a sormuşlar,"Leyla Leyla diye delirip çöllere düştüğün bu muydu?" diye,"siz onu benim gözümden gördünüz mü" demiş.



bak benim keratalara,vermezler şööyle afili pozlar,hep böyle anaları gibi yamuk yumuktur fotoğrafları.


Ama bizim evde süs püs bilgiyle ve iyi insan olmakla ölçülür.Kültür ve ahlak makyaj ve giyim yerine geçer.Yok ne yazık ki Ferrari'sini satan bilge ayarında yaşamıyoruz.Çünkü daha gençler,bazı şeyleri de yaşamaları ve tatmaları lazım.Ama aşkım güneşim ve ben ,çocuklar kendi başlarına ayakta durmaya başladıklarında tam da o modda yaşayacağız,hayaller bu yönde.


Koca kişisi Kadıköy'de yürümekte,şapka Beliz'in,sokakta kavga ediyorlar sen takacaksın ben takacağım diye.Körle yatan şaşı kalkar,oysa ki ne akıllı ne ağır adamdır benim kocam.Onu da delirttik.



Bu da bizim Çapi.Çapulcudur kendisi,adı da oradan gelmekte.En az bizim kadar delidir,evde topluca azıldığı zamanlarda o da hoplayıp zıplayarak olaya eşlik eder.Babasıyla güreşir,top oynar.Abisinin parmağını emer.Hıhı evet,annesiz bir yetim olduğu için hiç emmemiş o yüzden hala parmaklarımızı emer.Bak mesela,iyi insan olma yolunda Çapi de çok şey öğretmiştir bize.Kendimizi bildik bileli hayvan severiz ama Çapi sayesinde sokaktaki canlara karşı daha hassas olmayı öğrendik.Yaralı hayvan görünce apışıp kalmıyoruz örneğin,belediyeyi aramayı akıl ediyoruz.Çapi'ye mama alırken sokaktaki kardeşleri için de kocaman bir poşet alıp bagaja atıyoruz.Çapi bizi eğitiyor,hayvanlarla iletişim kurma becerilerimizi geliştiriyor.







Yaa işte böyleeee,ooo amma dağılmışım oradan buradan.Yani biz iyi insan olmaya,iyi insanlar yetiştirmeye çalışıyoruz.Hata da yapıyoruz,haksızlık da.Ama yaptığımızı farkettiğimizde ,yanlışlarımızı düzeltmeye çalışıyoruz.Deli bir aileyiz,deli olmayı seviyoruz.Ay bari bir de düzgün bir fotomu koyup olayımı sonlandırayım,


haydi kalın sağlıcakla.